13 Temmuz 2018 Cuma

LOBİ FAALİYETLERİ VE AİDİYETLERİ YA DA HİÇBİRİ - MİSİLLEME KURŞUNKALEM



"Durman hey ağalar gelin meydana

Boyansın kılıçlar al kızıl kana
Bende mürüvvet yok kıyarım cana
İçerimden gamım gitmez neyleyim?"

[ Benden selam eylen, Köroğlu ]

***


Memleket mi yıldızlar mı yoksa güneşin vurduğu saatlerde salon mu daha sıcak?

-Olmadı, bir daha!


Memleket mi yıldızlar mı, yoksa ekmek alınması gereken bakkal mı daha uzak?

Hele de o bakkalda sevdiğin çıbık çikilatalar bitmişse ve Ezgi sana onun yerine sana daha çok kilo aldıracak çikilata aldıysa... 


Ve de her şeyin yavrusunun tatlı olduğu yerde... O çıbık çikilatanın miniği sana hafif, kıvamında... Fakat büyüğü ağır ve çok tercih edilesi gelmiyorsa...


Ben buna beğenmediğinşeyinsanaalınması sendromu diyorum. Hem birisi sana bir şey aldığı için beğenmediğinde vicdan azabı duyuyorsun. Öte yandan sevmeye çalıştığında da sevemiyorsun. (Üçüncü halin imkansızlığı, tam da böyle bir şey işte.)


İnsan doğuştan ya da zamanla anlıyor, sevmenin tercih edilemediğini, evrenin önüne sev ya da sevme diye koyduğu şeylere itiraz edemediğini. Etsen de sonucu değiştiremediğini...

Ben bunu anladığımda en az 30 yaşında olabilirim.


Neyse, velhasıl çıbık olmayan göbüğü karamel dolu çikilata, memleket ve yıldızlardan daha uzakta olmayan buzdolabının bir gözünde gözden uzak bir şekilde durmakta.


İşaret parmağımla kafama düzenli olmayan aralıklarla vuruyorum, tok sesi duymaya özen göstererek. Belki diyorum, telgraf yazarken çıkan sesleri, ritmi taklit eder gibi yaparsam, belki kafamın içinde de bazı cümleler oluşur ki dünyada telgrafın en yakıştığı yer Kemalist Milli Mücadele, o Milli Mücadele'nin önderi de Mustafa Kemal Atatürk'tür. Birinci Mecliste ikinci'l girişimler... Boşuna sevinmesinler, siz de üzülmeyin. Çünkü taklitler ancak aslını yüceltir.


Birçok kişinin senin çekemediği yerde seni neredeyse hiç tanımayan insanların internetin tek çektiği yerin lobi olduğunu söylemesi, her lobi faaliyetinin kötü olmadığını anlaman açısından önemlidir ve de yazan insan için en önemli şey;lerden birisi, kendinden emin ve kararlı yürüdüğün yolda bile anlık şüpheye düştüğün anda o tarz kişilerin hiçbir çıkar gütmeyen ve sadece düşünsel kişiliğine yönelik sözleridir.

Kilise ve ibadet ile ilgili bir bulmaca duymuştum küçükken, cevap ikisiyle de alakalı değil Kilis ile alakalıydı, ayrıca.

Kamu spotumsu giriş ve sonrası doğaçlama:


Misilleme Kurşunkalem ısmarlamayla yazmaz. Ona elden ele uzatılan peçeteler ilk anda buruşturulur ama atılmaz. Talebin niyetinin tahlili ve tatmin amacı taşıyıp taşımadığına bakılır, kaygılar olumsuz, niyet olumlu çıkarsa ilk anda antipati yaratsa da kısa süre sonra motivasyon olarak bünyeye dahil olur. Bir kitapta dediği gibi: 


"Bir şeyi asla yapmam demek, sonunda o asla dediğin şeyi yapacağın süreci başlatmak anlamına gelir." 


Ya da bu tarz bir cümleydi. Emin değilim. 


Belki de bazı insanların birden çok karakteri vardır. Bazılarını öne sürer, bazılarından kendisi bile utanır, onu saklamak, cezalandırmak hatta yok etmek ister de başarılı olamaz. O karakter hiç olmadığı anda ortaya çıkar, ortalığı berbat eder ve durumu telafi etmek de yine o dışarıya yansıyan karaktere düşer? Bilemeyiz. 


Sevdiğim sayılar ve sevmediğim sayılar var. Ve sevdiğim, sevmediğim doğum yılları.


Mesela 1992. Çok severim. 1992 doğumlu birisi vardır hep yanımda olmasını istesem de çok olamadığım. Doyamadığım. Keşke şu an yanımda olsa da hayallerimizi ortaklaştırsak, aynı şehirde olsak her şey çok farklı olurdu dediğim, bir zamanlar. Beni yakından tanıyan birçok kişi kimden bahsettiğimi anlamıştır; Çağ'atay.


Mesela 1993'lüler bana daha tehlikeli ve oto kontrolsüz gelir. Bu genelleme de dahil bütün genellemeler yanlıştır der bir felsefeci ama bilemem. Belki de burada da o felsefeci haklıdır. B'öyleyse ve yanılıyorsam ancak sevinirim.


Bugün günümün büyük bir kısmını oto tamircisinde geçirdim, tiner ve yağ kokusu ruhuma sinmiş olabilir. Hatta bir ara öyle bir yoğunlaştı ki bendeki etkisi, sorsaydı birisi Oğuzhan Özyakup'un ederi ne kadar, hiç düşünmeden derdim, 150 Milyon Dolar. (Gökhan bile bu espriye daha öncesinde güldüğüne, onu kırma kaygım ortadan kalktığına göre bunu rahatlıkla yazabilirim.) İsimlerin insanlardaki etkisi sandığımızdan fazladır. Ve bazı isimlerin ham meyve, olmamış anlamını taşıdığını benim kadar en iyi kandan olmasa da candan olan kardeşim Gökhan bilir. (Çünkü az önce bizzat kendim anlattım. Sonra o taksiye bineceği için kapattı, tıpkı benim sabah araca bineceğimden kapatmak zorunda kaldığım gibi.)


Ansızın diline dolanan 16. sınıf arabesk parçanın yarattığı etki ile içimdeki boşlukta süzülmeye başladım. Sonra bir yerde durduk. Mola süremiz 25 dakika. Tuttuğum takım bir oyuncuyu almış, oyuncunun doğum yeri memleketim, doğum yeri de memleketimin kurtuluşu. Ama oyuncunun yarattığı profilden anladığım, o kardeşimiz memleketimin göçle gelen insanı, HDP ile AKP arasındaki geçişken seçmen tipi, tantunicide izzet-i ikramı üst düzey olan çalışanın akranı. (Burada sadece tahlil var, tatmin asla yok, küçümseme de değil haddime. Zorlarsan çıkacak tek şey, bir kısma dahil olumlama, anahtar kelimeler de "kardeşim takviye buraya")


Bu konu ve bugün arkadaşımın oto tamircisinde yaşadığımız üst düzey aksilikleri bağladıkları konu, aslında tam da bu yazının malzemesi. Ama toplum o kadar bazı konuları yanlış anlamaya meyilli, bazı şeyler bazı siyasetçiler açısından kullanıma o kadar tehlikeli biçimde elverişli ki...


Ah azizim.


Bizi var ya...


Kimsenin teklif ve tehdit etmeye gücünün yetmeyeceği konularda...


Toplumsal kaygılardan kaynaklı  (yani toplumda yanlış anlaşılma, onu kendimizden itme lüksümüz olduğuna inanmadığımız için yer yer istemsiz tercih ettiğimiz) oto-sansür bitirdi.


Ve Misilleme de yazıyı.


MİSİLLEME KURŞUNKALEM
14 TEMMUZ 2018 0054
Cumhuriyet'in Ankara'sı


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder