28 Haziran 2018 Perşembe

LİMON TUZU GÖLÜ - MİSİLLEME KURŞUNKALEM





Düzenli aralıklarla öldürüldüğüm yere gidiyor, düzenli bir biçimde öldürüldüğüm yerde('n itibaren) yazıyorum. Eski konular dahil, değil. Seviyor, sevmiyor.


***

Misilleme Kurşunkalem'e haksızlık etmek istemem ama nasıl bazı bakteriler belirli bir sıcaklık aralığında ortaya çıkıyorsa Misilleme de belirli bir daralmışlık aralığında, daralmışlıktan kaynaklı sıkışmışlıkta ortaya çıkıyor. Bu çok da keyifli bir durum değil.

İstanbul'u cazip ya da katlanabilir kılacak tek bir kişi var.

Kim?

Yoksa?

Tabii ki de hayır. Çünkü gafil gezerse şaşkın, bir gün ölür. Bu, türkü böyle diyor diye değil, tutum bedenen ya da ruhen olmasa da kişilik olarak öldüğünü işarettiğindendir.

O halde?

Tabii ki de o kişi Amiral'dir ve bilemiyorum ne kadar huzurla yatıyordur ebediyen yatacağı yerde.

O yüzden 2-3 güne, 2-3 günlüğüne geliyorum.

Kelime? İstediğinde duydukların sana klişe gelir. Çünkü insanlar, o kadar güzel duygu ve hislerin içini o kadar yanlış tercih ve kişilerle doldurmuş, üstüne de bunu eylemle üstelemiştir ki, Ankara'da olanın ertesi sabah şehri boşaltası gelir.

Şükrü Bey durağında sevdiğim bir kedi vardır ama Plüton'cu birisi olarak Satürn'de kedi beslenir mi emin değilim. Ama kediler sevilir. Genelde sevilesidir.

Kafayı sıyırdığıma inandığım yerde dibini sıyırdığım şey umarım yaşama sevincim değildir.

Tanrım!

Gece aç uyusam kötü oluyorum, yemek yesem mideme dokunuyor. Ne yapmalıyım?

Farkında mısın Tanrım, artık senden sana göre küçük olsa da bana göre büyük şeyler istemiyorum.

Ve ben Nazım değilim bir dostun tabiriyle, yani dağa taşa yürümediğim gibi yazılarımı da her yazıda başka kişi olmak üzere ilanı aşk metni gibi düzenlemedim.

Bir yandan da seviniyorum. Kelime? İstediğim dostlarımdan birisi gelin olmuş gidiyor, ben de şimdi o kareye uygun gömlek seçiyorum. (Ben dediysem Senâ seçiyor, kendisi benliğimin derinlerinde bir yerde, arada bir alışveriş yapmak için dışarı çıkıyor.)

Ben burada yazıyorum, odadayım. Odaya gelen odama olduğu gibi kafama da yazıma da konuk olur. Ve istinasız neredeyse hepsi bir yerden sonra gider. Hatta ben gelmeden giden bile tanıyorum. Hatta artık tanıyamadığım için tanımıyorum. Tanınmaz halde dedikleri böyle bir şeyse.

Odam dediysem de o da kafamın içinde.

Kitaptaki "Bazen yalnızca imkansız gerçekleşir" cümlesine bel bağlamayı bırakalı çok oldu.

Of! Ben Ayçe ablayı ne kadar çok ihmal ettim. Selma anne de bir yerlerden beni izliyordur yine muhtemelen endişeli gözlerle ama endişelenmeyin, en fazla tükeniyorumdur, tükendiğim yerden yeniden doğar mıyım? Bilmiyorum, genelde öyle oluyorumdur. Ve bilmem, bu, bir, teminat mıdır, kaybettiğin hislerini ararken görmeyen gözlerde kaybettiklerinle aynı desene sahip halının üzerinde.

Yıkılmayan adam'dan yarınları olmayan adam'a geçiş umarım geçici bir evredir. Ve anlık hisler, belki de tüm kaygılardan muaf tutulmalıyımdır.

Karışık listede şu an çalmaya başlayan parçanın adı bile manidar:

"Kötü başlayan yazlar"

Bazen  birisi o kadar kendine ihanet eder ki sizin kendinize olan ihanetiniz bile gölgede kalır kendinizin gözünde. Ama bunun -bunu biliyorum- başkasına çamur atıp kendini aklamaya çalışmakla ilgisi yoktur ki Amiral'in mezarının yanındaki tüm yerlerin dolu olması beni bazı dönemlerde hep hüzünlendirmiştir.

Aklının kitaplığında yasaklanan kitaplar, yasaklanan anlar, gerçekleşmeyeceği varsayımı ile işleme konmayan uygulamalar üst üste durduğunda bir yerden sonra senin için bazı şeylerin üstesinden gelmek de kolay olmayabilir.

Ama umudunuzu yitirmeyin. Bu ülkede halen de da ayrımına önem veren, bu konuda uyarıldığında bunu kişiliğine saldırı algılamayan insanlar da var. Yani karşımda görmedim ama benim bir yerlerde varlar ve ölmeden de bir yerlerden bakıp gülüyorlar.

Ah İstanbul. Bir şey veresin yok anladık da daha benden ne kadar alacağın var?

Seni ne kadar sevdiysem, o kadar sevmiyorum, İstanbul. Anlıyor musun? Hiç sanmıyorum.

Sevdiğim şarkının başka versiyonu karşımı çıktığında büyüsü, kıvamı bozulmuş hissediyorum. Bu his bana nereden -bahane olarak- tanıdık geliyor?

Koyun var partisinden bağımsız k-oy veren, koyun var en güzel dağlarda en güzel otları yiyen, koyun var, düşmanın, en hak etmediği yerde konaklama olarak değerlendirilen.

3 Temmuz'a 4, 2 Temmuz'a 3 gün varken açtığım kitapta önümde beni tanıdın mı dercesine dizlerinin bağı çözülen cümle:

"Sanki biri kafamı koparıp boynumdan içeriye kezzap boşaltmış gibi iliklerime işleyen bir acı duydum."

Kafa değil kalp koparıldığında da aynı his oluyor onu biliyorum. Unutulmak isteyip de unutulamayan, unutulmak istemeyip de unutulan şeylerin olduğu yerde okunan güzel kitapların unutulmasını evrenin teselli ödülü olarak kabul ediyorum.

Tabii, eskidendi bunlar, şimdi eskiden bugüne kalan, kuruyan duyguların edebiyatlaşması kapsamasında payıma düşen kelimelerden cümleler yapıyorum. Daha da büyük mana yüklemeye ne hacet.

Ve bir gün, Satürn'de kedi, Plüton'da hayat, Cebeci'de fiber altyapı var mıdır bilmiyorum ama ben halen yer yer, bir gün söylerim diye dinlemediğim cümlelerin kelimelerini harf harf yoluyorum.

Umarım, ...

- Ummuyorum.

MİSİLLEME KURŞUNKALEM
29 HAZİRAN 2018 0250
Cumhuriyet'in Ankara'sı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder