14 Haziran 2018 Perşembe

DÜŞEN ATLAR... KOŞAN ATLAR... - MİSİLLEME KURŞUNKALEM



İnsan yazardı. Sait Faik'in dediği gibi yazmasa delireceğinden(o delirmek diyor ama ben o aşamayı normalleştirdiğimden bunun yerine cinnet anını daha fazla içinde barındırdığından çıldıracacağından demeyi tercih ediyorum) ve insan yazardı. Kaygılıydı topluma ve geleceğe dair ve yine kendine kadardı kendi içerisinde ama bunu yansıtamazdı çünkü önce(liği) vatandı.(Tabii ki parti olan değil.) Önce partimden başka şeylere fırsat bulamayanlar için bu durum anlaşılmazdı.

Sabit olunamayan hayatların sabitlediği şeylere büyük anlamlar yüklenecek yerin üzerine kaç bıçak girdi sırta? Kaldı mı yer orada, umut ve sevgi adına? Mevcut kapasitemizi kontrol eder misin Senâ, kaç hançerlik yerimiz kaldı?

Gerçek niyetlere ve yüzleşememelere perde olsun diye kaç cümle heba edildi yoğunluk ve yorgunluk paravanı altında, samimiyet? Devrilen perdenin altında kaldı. Elde kalan yenmiş simitlerin değil yıkımın küncüsü. Ve de yıkımın öncüsü.

Peki ya psikoloji? Toplum bilimi? Yansıtma hastalığı yani kişinin kendi yaptığını boca etmesi başkasının üzerine?

Ya basitliğinden savrulanların tahammülsüzlüklerine "derin" manalar yüklemesi, sorsan "ne alakası var, bu mu şimdi"?

Başka bir hayat vardı hem içeride hem dışarıda. Birbirine taban tabana zıt ve belki de yoktu. Klavyeden kendini savuran a harfi gibi. Bugünlerde herkes öyle değil mi?

- Değil.

Yoktu, yoktan ağır gelen varlık içinde yokluk koydu ama ölemedi çünkü ölse annesi kızardı.

Hapşurdu birisi. Sonra bir daha. Sonra bir kez daha.

Çok yaşa diyemedi. Siz hiç birisi çok yaşamasın diye birisi hapşurduğunda tuttunuz mu kendinizi çok yaşa dememek için?

Ben tutmadım.

Tanrı da o duruma kimseyi getirmesin.

Öyle ya(insanın çoktan göçmüş Abdullah Yüce diyesi geliyor da neyse)(Belki de geceye su gibi dağılmadığından artık sesler), kimisine dünya kupasıydı Rusya, kimisine hasreti zor olan dosta kavuşamama.

Peki ya Ayçe abla? Bari çok kızmasa. Fakat göreceği profil göremediği profilden daha çok kızdıracağından tercihen halen uzakta durmakta.

Yollar büyüdü gözünde, biletler alınsa da alınmasa da.

Belki de bir dönem çok inandığından beklediğinden ve gözünü yollara mesken ettiğindendi.

Ama boş kalan yerlerin yanında en zor zamanında yanında olanlardan birisiyle dostlukla hasretle sarılma şansı. İşte sadece bunun için bile yeniden düşmeye yollara değer be.

Değer be de kendi niyetlerindeki takıntılı hallere(Bu hakaret değil, kişilerin kendilerine dair yaptıkları durum değerlendirmelerinde sohbete kendileri tarafından dahil edildiğinden bu cümlede de yerini aldı.) başkalarının niyetlerini kötüye yoranlar eklendi bir de. İki oldular sonra, o yüzden sen iki de de. Sustular. Ağır vebaldi özellikle birisine. Farkına varılır elbet ilerde ama kaybedildiğiyle kalır bazı şeyler. Yoksa çok kolaydı bazı şeyleri dillendirip kuşkuyu başka yerde yaratmak da öylesi de bizi bozardı. Bizim mekanımız sadece iyi niyetten şüphe etmeyenlere durum bilgilendirmesi yapardı. Ki ilk başta yaptı.

Sustular ve kimisi sormadılar, kurduğuna inanmak cazip geldi. Değil mi "kardeşim"? Tanrılar Okulundan kaç kişi atıldı bu sene, söylesene?

Korsan kitaplarda mürekkep uçucu olabilir. Ama kitabın başına eklenen nottaki temenni ve duyguların uçucu olmasından daha kötü değildir bu durum.

Yazın zor geçer Mersin'de hayat. Hele de denize giremediğinde. Keyif yapmak için duş sonrası takıldığın bornoz halat olur kısa sürede, döver seni saniyeden saniyeye.

Erken seçim ve partizanlar, anlatılıp anlaşılamayanlar, anlaşılamayanlardan daha kötüsü anlamaktan kaçınanlar.

Evet, bundan yaklaşık bir sene önce bir kişi, referandumda milletin hakkına, namusuna sahip çıkmadığı bunu da sokaklara inilmemeli tehlikeli dediği yerden bir-iki hafta sonra sokaklara döküldü sözde adalet diye. Kimse de sormadı aga ne değişti diye. Bir yerde tezek geri kalan yerde güller döküldü yollarına, hükümet müdahalesinin olmamasının betimlemesinde.Onu da yargılamadı hiç kimse, oysa izleri takip etmek yeterliydi. Söğütözü'nden Külliye'ye. Bir projeye can simidi, diğerlerine de kişisel tatmin ve değişiklik. Hak hukuk adalet'in hukuku en önde savunacakların elinde ve eli üzerinden alet edilmek istenenleri düşünsene? Belki artık hukuka yakın bazı bölümlerden Slogan Dili ve Edebiyatına geçiş şansı da olur. Olmaz mı?

- Vallahi çok güzel olur.

İnsan, kendi hür iradesiyle kendi derinliğini yüzeyselliklere hibe edecek ne yaşamış olabilir?

Sakin mi olayım?

Yok be olum, ben yazarken tebessüm ediyorum.

Üç kişi sandığımız yerde biz'i, biz ikimiz kaldık kavga dövüş, başka birisi de kendisini başka birisiyle sabitledi, ha sabitlediği başka şey mi? Sana canım kesin sana... Hı hı...

Belki de değerleri hastalık sınırında olanlar daha şanslıdır, sonuçta hastalanmak kendi ellerinde ve oysa bana hiç sormadan geldi, yazın ortasında, Mersin'de, hem grip hem faranjit, Allah'ını sevmesen de üstüme toprak örtsene.

Bitirirken...
Envantere bugün eklenen:

Geceleyin bornozdan kaynaklanan ikinci dereceden yanık.

Geçse de geçmese de.

Oysa ben nelerden bahsetmek isterdim...

-Nelerden?

Mesela hak ettiği değeri görmeyen yumuşak g den.

- O olur. Ama sakın bahsetme. Sakın...

Ne(y)den?
Hiç gerçekleşmeyecek hayallerden.
***

Ve yine belki de
tüm bu yazılanlar
kurgu
ürünüdür.
Belki de
değil.

"Ne fark eder?"
Bana biraz agregatlardan
ve
doğal olmayan eko-sistemden bahset...
Ve o döngüden bizzat dışlanmışım farz et.

İnan bu hepimize iyi gelecek.

Çık çıkı çık. Ve çekyat böyle kapanır.


MİSİLLEME KURŞUNKALEM
15 HAZİRAN 2018 0157
POZCU, REŞİT GALİP MERSİN'İ



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder