13 Şubat 2018 Salı

BEGONYA (ARTI BİR MİKTAR FREZYA) ve FİL (2)


14 Şubat'ta yazmak.

Ve ben.

Dışarıdan bakıldığında (kendim kendime dışarıdan bakıldığında da durum, dışarıdan bakılmasına dahil), pek benlik bir şey gibi durmasa da içiniz rahat olsun.

Yazdığımız, yazacağımız yazı, elbetteki böyle "özel" günleri tam da küreselcilerin istediği gibi hediye alma, özel hissetti(ri)lme, bunu da tamamen maddiyat eksenli, sevdiğinden, tercih etmek istediğinden ziyade, emek'ten soyutlanmış biçimde etrafı tarafından sevilen, meşrulaştırılan, kutsanan, kitlelerce tercih edilen, unvan ya da statü olarak algılanan şeylerle ödüllendirilmesi üzerinden kutlayan, yine tam da Neoliberalizm'in istediği ben merkezci, tüketim dininin kulu olmuş kişileri kapsamayacak. (Öyle olanlar varsa da muhtemelen bu girişten sonra sıkılıp yazıdan uzaklaşmıştır. Doğal seleksiyon, bir yanında güzel. "Sen de güzelsin. - Yoksa seni rahatsız mı ettim?")

Kavramların olduğu gibi özel günlerin de içini daha doğru doldurabiliriz bence. Tabii ki güzel olan her şey tek bir güne sığdırılmamalı. Ama bazı özel günler, bazı şeyleri yapmak, duymak için bazen ihtiyacımız olan motivasyonu sağlayabiliyorsa da buna tamamen karşı çıkmamalı.

Neden bunları yazıyorum peki?

Çünkü dünya giderek daha kötü bir yer oluyor.

Kötü insanlar, iyi insanlara göre daha örgütlü, birçok konuda da güç ellerinde.

İyi insanlar örgütsüz ve ellerinde kalan tek bir şey var: Sevgi.

Maddiyat eksenli şaşalı şeylerin incelik değil de aslında kabalık olduğunun bile algılanamadığı bir yerden yazıyorum bunları.

O yüzden, sevin.

Sevdiğinizi belli edin.

Yarının ne getireceğini ne götüreceğini kimse bilmiyor.

Ama sevgiyi maddiyatta değil maneviyatta arayın.

Şiir yazın. Yazamıyorsanız da güzel bir şiir seçin, okuyun. Şiire de yatkın değilseniz kitap alın. İçinde insan olsun, sevgi olsun ya da sevdiği bir şey. O kitabı önce siz okuyun. Onun o kitapta geçeceği yollardan önce geçip, ona her şeyi anlatarak heyecanını kaçırmadan. Fakat aynı zamanda da ürkütmeden, incitmeden uyararak. O yolda onun ayağına batabilecek şeyleri kendi ayağınıza batarak keşfederek. Sayfalarda izler kalsın sizden. Ama bunu iz bırakma kaygısıyla değil, kaygıdaşlığı duygudaşlığı hissetme, hissettirme önceliğiyle yaparak...

Her ortamda, her yerde, her durumda kitap okuyabilin, okuyun.

Hediye almayın, hediye yapın. Sizden karşıya giden de, gitmesini istediğiniz şeylerde içinde muhakkak siz'den bir şeyler olsun. Emek olsun. Yaratıcılık olsun. Öyle olursa fark edeceksiniz ki o hediye gerçekten siz'den bir şey olacak. Vermenin de almanın da tadı daha da değişecek. Ve emeğinizi yazın. Unutulmasın. Unutmanıza da unutulmasına da izin vermeyin bir şeylerin, şayet halen arkasında duruyor aynı şeyleri hissediyorsanız.

Hiç yazmadıysanız bile mektup yazın mesela. "Kadınlar çiçek sever, o zaman gidip çiçek alayım. Ne alayım çiçek? Gül. Kaç tane? Çok tane." kolaycılığına, yüzeyselliğine kaçmayın. Siz hiç, bir çiçeği, daha naif bir çiçeğe(Olayın mantığını ve mesajını anlamayı reddedecek feminizm de bu yazının dışında), daha güzel bir çiçeğe dönüşebilsin diye tohumun'dan aldınız mı? Deneyin. Alın. Farkı fark edeceksiniz.

Seni seviyorum'un içini doldurabildikten sonra hesapsız, kitapsız, yüreğinizle, duymaktan da söylemekten de korkmayın, korkutmayın.

Altını defalarca çizmek zorundayız bazı şeylerin. Çünkü elimizde sadece sevgi var.

Kilitli kapılara çilingir arıyorsanız önce tebessümü deneyin. Çok büyük bir aksilik olmazsa sizi yarı yolda da kapıda da bırakmaz.

Bunları yapmak için özel günleri beklemek zorunda da değilsiniz. Fakat böyle günler size ihtiyacınız olan cesareti sağlıyorsa da reddetmeyin...

Hayat herkese, her zaman, bunları yapabilecek ortamı, şartları, karşılıklılığı sağlayacak kadar bonkör olamayabiliyor. Anın kıymetini bilin. Ve yitirmeden.
Emin olun ki bu kavga da başka kavga. (Gülme M'anıl Parlak ve Senâ.)

Nasıl ki biz; gericilikle, cehaletle verilen kavgada Mustafa Kemal'den yanaysak bu kavgada da Sait Faik'ten yanayız.

Bazı şeyler değişmez
, hala diyorum, diyoruz ki dünyayı güzellik kurtaracak, çünkü Sait Faik yanılıyor olamaz, olmamalı da.




ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
14 ŞUBAT 2018
Cumhuriyet Ankara'sı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder