1 Ekim 2017 Pazar

*"BİR EL VE DAĞ BUSESİ" - MİSİLLEME KISAÇÖP




"Kovadayım, kovadayım."

***

Bir dost doğrudan sordu:

"Çağdaş, kitap yazmak için daha ne bekliyorsun?"


Çağdaş deyince Çağdaş üstüne alındı, fakat yanıtlama aşaması sırasında "Sen önceden daha farklı yazıları daha çok yazıyordun. İçinden gelenleri olduğu gibi yazdığın, şimdi tamamen siyasi bir karakter gibi oldun, onları ihmal etme, kalıplarını kır, eskiye dön. Edebi şeyler yaz. Hatta sen geçen başkası iyi yazar demişsin ama aslında sen çok iyi roman yazarsın" deyince Misilleme Kurşunkalem bir dakika dedi, konu senle değil benle ilgili.

Yanıtladı'm, yazıyorum aslında o yazılardan. Hatta hayatta hayatımda olmadığı kadar çok siyaset dışı yazılar yazıyorum. Önceden daha çok paylaşıyordum, bir gün birisi, kinayeli bir şekilde aferin dedi, bunları kitaplaştırmak yerine buraya koy da herkes nemalansın, kullansın. Bunu diyen kişi haklıydı, ama tuhaf olan, bunu diyen kişi aslında yoktu. Mecazi değil, gerçekten yoktu, yokmuş yani. O ad soyadla yaşamıyormuş hayatı. O ad soyadla yaşayan birisi varsa da o kişi o değilmiş. Hale bak diyesi geliyor insanın da sonra boş ver diyor.

Ha ne diyordum, evet, hiç yazmadığım kadar çok yazdım ama şimdi o yazdıklarımın çıktısını alıp hayatın olağan akışında bir daha açılmayacak şekilde paketleyip, hiç okunmayacak bir yere kaldırıyorum. Belki de bir süre sonra yakarım.

Pazar günü sucu kapalı olduğu için su siparişi veremediğin yerde demir kalmak da istemiyorsan ve demir ancak suyla çelik olabiliyorsa, bu durumda elinde kalan tek seçenek gözyaşlarındır. Ağlarsın bu sebeple, belki de hiç olmadığı kadar. Saatlerce, günlerce. Şarkıda dediği gibi biraz, "Kimse bilmez." Çok ağlamaktan başka seçeneğin yoktur, çünkü zordur yerini tutmak, damacananın.

Ama bu duruma rağmen yapılan tetkikler, hiçbir hücrede umutsuzluğa rastlamaz.

Bir sevgi çemberi var, hayatın veresiye defterinde ummadığın anda fark ediyorsun ki, alacağın var.

Yine deftere bile yazılmamış alacakların varlığını da sana geri verildiği anda fark ediyorsun, az birazını da verileceğini hissettiğin anda. Görüyorsun çünkü, el kalbe yöneliyor, bir şey çıkarıp verecek gibi. Ama sadece bu kadar. Bir yandan da korkuyorsun, o el hep o kalpte kalacak da dışarıya çıkmayacak, içinde kalacak gibi.

Evet, Misilleme Kurşunkalem bir süre olmayacak hayatın olağan akışında.

ÇB siyaset yazacak, Misilleme Kurşunkalem yayımlamayacak olsa da yazmayacak. Ben Misilleme Kısaçöp, önemli bir konuşma için kitle toplanmışken konuşması gereken kişinin yerine konuşmak zorunda kalmanın yadırganmışlığı ve tedirginliği ile yazıyorum bunları.

Yazan ÇB ile yazmayan Misilleme Kurşunkalem'i gözlemleyen birisi olarak arada ifade etmeye çalışacağım durumu, gördüklerimi.

Tabi ki benim de temennim, ilk fırsatta bana gerek kalmaması, Ulus Atay'ın yanına geçsem, çıksam kapsama alanının dışına, yine olayları ve hissedilenleri ilk ağızdan dinlemeniz.

Hayatın olağan akışında ÇB yazmaya devam edecek. Olağanüstü akışta da bu durum değişmeyecek. Çünkü onun görevi "yaşamak yangın yerinde, yaşamak insan kalarak." Meselenin duygu sözcüsü Misilleme Kurşunkalem ise hayatın olağan akışında uzun bir süre bir şeyler yazmayacak. Hani bir anlık boşluğuna gelip de yazdı diyelim, asla kimseyle paylaşmayacak. Belki de bir daha hiç yazmayacak.

Ne hissederse hissetsin, ne düşünürse düşünsün, bunları aktarmayacak. Kimse bilmeyecek.

Neden mi?

Çünkü böyle istemiyor.

Neden mi?

Çünkü böyle hissediyor, belki de hissetmeye zorlanıyor, bunu da tam açıklamıyor.

Soruyorsun, susuyor.

Merhaba, ben Misilleme Kısaçöp.

Misilleme Kurşunkalem'in de ÇB'nin de uzun çöpten hakkını alacağına inanan kişi'lik.

Her şeyin er ya da geç güzel olacağına inanan'lardan.

Bunu kamuoyunu bilgilendirme olarak da değerlendirebilirsiniz.

Ya da başka bir şey. Nasıl olsa neden de sonuç da değişmeyecek.

Satır aralarında gördükleriniz, Misilleme Kurşunkalem'in yazdıklarından farklı olarak oraya özenle yerleştirilenler değil, içinde oluşan boşlukların hayat tarafından kendince doldurulması, en alelade biçimiyle.

Başka bir şey
de
değil.
Umur'da da.

Ve umur sanılarak vurmaya kalktılar umudu, umut ve umut ne mi durumda?

Muamma.

"Amenna."

MİSİLLEME KISAÇÖP   
1 EKİM 2017
Ankara.


* Yazının başlığı Saian'ın parçalarından birisinin adıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder