7 Ağustos 2015 Cuma

Falan / Filan - Misilleme Kurşunkalem




"Hayat demek ölümü beklemek demektir. Az çok hepimiz, denizi, yıldızları, ağaçları işte falanları filanları göreceğiz, bir çok şeyin tadına bakacağız, sonra da ister istemez gidiyorum elveda şarkısını söyleyeceğiz. Öyleyse gidenin de kalanın da gönlü hoş olsun!"

***

Bazen öyle olur.

Yeryüzündeki her şeyden, herkesten soğursun.

Hem de bu soğuma, hiçbir şeyden soğuyamayacağın kadar sıcak olan bir iklimde gerçekleşir.

Bazen tanrı da yarattığı evreni 14 yerinden terk edebilir.

Ya da terk etmiş gibi davranabilir.

(Onu biz bilemeyiz / O'nu biz bilemeyiz)

Zamansız gelen doğrunun yanlış bir anlam yaratması da şartlar içindedir her zaman.

Bu, çok güzel ve sağlıklı bir yemeği geç saatte yediğinde mideni ağrıtması durumuna tekabül eder.

Peki bu durum umrumda mı?

Değil.

Ne demişti Usta?

"Bir tarafım, böceklerinden yıldızlarına kadar kainatın kalabalığını ve dünyanın dört bucağında kaynaşan insanları burnumun dibinde hissediyor, onlarla beraberim,onların içinde; bir tarafım ise yapayalnız, öylesine yalnız ki bunu, bu hissi ömrümde ilk defa duyuyorum; kederden boğuluyorum bazen, bir tarafım boğuluyor, bir tarafım ama boğuluyor, bunu, bu yalnızlık duygusunu, bu kahrolası kederi yenmem lazım…"

Üstada katılmakla beraber, kendime bile bunca sene kendime katlanabildiğini için şaşıyorum. Hatta bu vesileyle yapmadığım bir şeyi yapıp, saygı duyuyorum falan, kendime.

Neyse, bu da umrumda değil.

Hiçbir şey umrumda değil.

(Aynı umrumda kelimesinin birinin altını çizip birinin altını çizmeyen düzenleyicinin bana vermeye çalıştığı mesaj umrumda. Üstelik onun da altı çizili)

Bana enteresan gelen, bu soğumanın bu kadar sıcak bir ortamda, ortamdaki klimalı odada, üstelik de klimanın bozulduğu sırada olmasıdır.

Omzuma saplanan kasvetin kelimelerimden akmasının önüne geçememe hadisesidir.

Birgün -ancak- bu diyardan gittiğinde, yapıcı olabilmenin, kıymet bilmenin insanların akıllarına gelmesidir.

Sen gidip de senden parça olan yazıların yazıtlara dönüşmesiyle pişmanlıklar saplamasıdır okuyana.

Ama bu durumun giden için bir boka yaramamasıdır.

Kalan, gidene her vakit imrenmektedir.

Buna gidişini kabullenmediğimiz insanlar da dahil.

Yani simsiyahtır bazen yollar,

tünelin ucundaki ışık bile katran rengidir.

Velhasıl kelam,

Canın vardır,
kalıcı değildir,
-şanslı veya şımarık değilsen-
gitmesini istediğinde kalır,
kalmasını istediğinde gider.
(Ki sen sırf bunun için şekilden şekile girersin)

Ki er ya da geç gider.
Çünkü canındır özlem duyan cehenneme,
Yani; canın cehenneme.
-üstelik çoğu zaman en çok korktuğu(n) şey olduğu halde-
Şimdi kal ya da git,
ve o an için
cehennemlerden cehennem,
şekillerden şekil dene.

***

"Yüzüyorum / Yüzüyor muyum / Bilmiyorum"

Misilleme Kurşunkalem
8 Ağustos 2015 - 0100









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder