9 Ağustos 2015 Pazar

Begonya ve Fil - Misilleme Kurşunkalem


İnsanın kendini en çaresiz hissettiği anlardan birisidir, ruh haline uygun parça bulamama hadisesi.

Bu, sırf giyinmek için giyinmek,

doymak için yemek,

sırf rahatlamak için sevişmek gibidir.

Tatsızdır, cansızdır, ruhsuzdur.

Ve eğer bir rahatsızlık, 2015 yılında dile gelip,

bununla da yetinmeyip kaleme gelip yazılıyorsa,

kesinlikle Neoliberalizmle bir alakası vardır.

Ve bozulan klima,

çalışmaya başladıysa bir yerden, yeniden,

fakat yine de uyuyakaldığında uyanıyorsan terler içinde,

serinliğe ihtiyaç duyduğun yer dışın değil,

içindir belki de.

Belki'si fazla,
de'si de maksat vurgu olsun diye.

***

Şair bazen,
okuyucunun boşluğa dahi derin anlamlar yükleyebilen yaratacılığına güvenir,.
Eğer varsa geçmişten biriktirdiği farkındalığın zulasından beslenmeye yeltenir.

Ki bunu bazen şair bile anlamaz.

Ve belki de çok iddialı olacak ama,

hiçbir şair, yazar,

tam anlamıyla hissettiklerini, düşündüklerini yazamaz.

Sonra bir şarkı çalar.
Bağlanır şarkıya.
Aradığı şarkıymış gibi başlar kendini inandırmaya çalışmaya.

Hayat da böyle değil midir zaten?

Bulduğumuzu aradığımız sandığımız,

aramakla bulmak istediğimizi bulamayacağımızı anlayıp da yorulduğumuz ilk anda bulduğumuzu aradığımızlaştırdığımız.

Yalnızlaştırdığımızla yalnızlaştığımız.

Sonrası defalarca dinlenmiş bir kasetin basit ve sıradan bir tekrarı.

Olursa arada bir kasette bozulma, sesinde titreme, değişme,

heh, o da adını "renk" koyduğun hadise.
(Pınar'ın Renk'i dahil değil genellemeye)

Direnmekle yaşanacak dopdolu bir yaşam yerine, vazgeçtiğimiz her konuda vazgeçtiğimiz noktada payımıza düşenlerle idare etme.

Ben de onu diyorum işte,

artık,

idare etme!

Ve de en alakasız ve heyecanlı yerinde,

İyi ki doğdun Firdevs,

İyi ki doğdun Simge!



(Başka bir şairin dediğinin biraz farklı haliyle: Yazımın finalinde derin anlam arama)(Bana kalsa genelinde de ama neyse)


Misilleme Kurşunkalem
10 Ağustos 2015

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder